Zevosis

Marilyn Monroe: Ölümünün Arkasındaki Trajik Hikaye İntihar mı, Cinayet mi?

Marilyn Monroe nasıl öldü? Bu beklenmedik ve ani kaybın sebebi gerçekten bir intihar mı yoksa şüphelenildiği gibi bir cinayet olabilir mi? Başlangıçta “muhtemel bir intihar” olarak kabul edilse de zamanla kanıt eksikliği ve siyasi motiflerle ilgili sorular o kadar yoğun bir şekilde arttı ki, soruşturma 1982’de yeniden açıldı.

Marilyn Monroe: Ölümünün Arkasındaki Trajik Hikaye İntihar mı, Cinayet mi?

Marilyn Monroe nasıl öldü? Bu beklenmedik ve ani kaybın sebebi gerçekten bir intihar mı yoksa şüphelenildiği gibi bir cinayet olabilir mi? 

Başlangıçta “muhtemel bir intihar” olarak kabul edilse de zamanla kanıt eksikliği ve siyasi motiflerle ilgili sorular o kadar yoğun bir şekilde arttı ki, soruşturma 1982’de yeniden açıldı. 

Marilyn Monroe, sosyal medyanın bir fikir olarak bile zihinleri bulandırmadığı ve bu yüzden gerçekten bir anlam ifade ettiği bir çağda, dünya çapında bir yıldızdı! Göz alıcı Hollywood aktristi sadece güzel değildi, aynı zamanda zamanının en beğenilen erkeklerinden bazılarıyla romantik ilişkiler içindeydi. Marilyn Monroe sadece 36 yaşında öldüğünde, tüm dünya şok oldu! 

Monroe, efsanevi oyun yazarı Arthur Miller ile evlenmişti. Beyzbol ilahı Joe DiMaggio ile boşandıktan hemen sonra. Frank Sinatra ile arkadaştı ve doğum gününde gelmiş geçmiş en seksi ‘iyi ki doğdun’ şarkısı yorumunu ithaf ettiği   John F. Kennedy ile ateşli bir ilişkisi vardı. Marilyn Monroe, kendini güçlü erkeklerin ihtiyaç duyduğu güçlü bir kadın olarak konumlandırdı. 

Ama onu unutulmaz kılan, aslında ekrandaki yeteneğiydi. Monroe’nun The Seven Year Itch’te rüzgarda uçuşan eteği, Hollywood’un en ikonik sahneleri arasındadır. Ve Some Like it Hot’taki performansı ise zamansız bir klasik… 

Sonra aniden öldü! Ve ölümünden on yıllar sonra bile önemli bir kültürel simge olmaya devam eden güzel kadın, arkasında cevaplanmamış pek çok soru bıraktı… 

Marilyn Monroe’nun Bilinen Kötü Alışkanlıkları 

1 Haziran 1926’da Los Angeles, Kaliforniya’da doğan Norma Jeane Mortenson, Marilyn Monroe’nun göz alıcı dış görünüşü, derin bir iç kırılganlığı ve madde bağımlılığı ile ömür boyu süren mücadelesinin gerçek kahramanıydı. Yıldızın koruyucu ailelerde geçirdiği zorlu çocukluğunun, başını derde sokan duygu durum değişikliklerinde, sonradan eklenen şöhret baskısı kadar etkili olduğu bilinmektedir. 

 Marilyn Monroe bağımlılıkları

Dünyanın en ünlü film yıldızı olma yolunda yaptığı büyük sıçramalardan sonra, 1950’lere gelindiğinde, Monroe’nun filmografisi, yaklaşık 2 milyar dolarlık bir hasılat kazanmıştı. 

Zengin ve ünlü olmak için kurduğu hayaller gerçek olsa da gençliğinin doğasında var olan travmalar yakasını hiç bırakmadı. Anksiyete ve depresyonla boğuşan genç yıldız, geçici olarak rahatlamak için düzenli olarak uyuşturucu ve alkole yöneldi. 

Yakın arkadaşlarından biri olan James Bacon, onunla yaşadığı bir anı şöyle anlatıyor: “Şampanya ve sek votka içiyordu ve ara sıra bir hap atıyordu… ‘Marilyn, hap ve alkol kombinasyonu seni öldürecek’ dedim ve ‘Henüz öldürmedi’ cevabını aldım. Sonra da bir içki daha koydu ve bir hap daha attı.”  

Eninde sonunda, Monroe’nun kötü alışkanlıkları işini etkilemeye başladı. Sete sürekli geç kalması, hatta repliklerini hatırlayamamasının yanı sıra son filmi Something’s Got to Give’den kovulmasına neden oldu. Yönetmen Billy Wilder daha sonra “Ekranda üç parlak dakika geçirmenin bir haftalık eziyete değer” olduğunu söylemişti. 

Özel mücadeleleri göz önüne alındığında, Marilyn Monroe’nun 1962’deki ölümünün intihar olarak görülmesi o kadar da şaşırtıcı değil. 

36 Yaşındaki Yıldız Yatağında Ölü Bulundu 

Tarihin sayfalarına damga vuran fotoğrafta, 5 Ağustos 1962 tarihinde, cansız bir Marilyn Monroe, Los Angeles’taki evinde, elinde telefon alıcısı ve yanında boş bir Nembutal şişesiyle yatağında yüzüstü çıplak yatıyordu. 36 yaşındaki yıldızın resmi ölüm nedeni “muhtemel intihar” idi, ancak 59 yıl sonra, gerçekte ne olduğuna dair varsayımlar hala tartışılmaya devam ediyor. 

John F. Kennedy’nin kayınbiraderi Peter Lawford, öldüğünde orada olmasa da, oyuncu Monroe ile canlı konuşan son kişiydi. Telefondaki son konuşmalarında ise Lawford’un kendi ifadesine göre “Pat’e (Lawford’un karısı) veda ettiğimi söyle. Başkana veda et. Ve sana da veda ediyorum çünkü sen iyi bir adamsın” demişti. 

5 Ağustos 1962 sabahının erken saatlerinde, Marilyn Monroe’nun psikiyatristi Dr. Ralph Greenson ve kişisel doktoru Dr. Hyman Engelberg, aktrisin Los Angeles’daki bungalovuna çağrıldı. Arayan, uzun zamandır Monroe’nun hizmetçisi olan Eunice Murray idi. Daha sonra, ifadesinde, sabah 3’te uyandıktan ve Monroe’nun yatak odasındaki ışığın hala açık olduğunu gördükten sonra, panik halinde yıldızın doktorlarını aradığını söylemişti. Hemen sonrasında, her şeyin yolunda olup olmadığını kontrol etmek için kapıyı çalmış ama kilitli bir kapı ve yanıt alamamak, daha da endişelenmesine neden olmuştu.  

 Marilyn Monroe ölüm anı

Psikiyatristi Dr. Ralph Greenson, olay yerine vardıktan sonra, yatak odasının camını kırarak içeri girdi.  Monroe’yu yatakta çıplak buldu, elinde sıkıca tuttuğu bir telefon ile. Herkesin gerçeklerle yüzleşmesi gerektiğini kavrayan Greenson, dışarıda bekleyen Engelberg’le durumu paylaştı ve “Ölmüş gibi görünüyor,” dedi. 

Engelberg, Marilyn Monroe’nun sabah 4:30 civarında öldüğünü açıkladı ve polisle temasa geçti. Bu sırada avukatlarından Milton “Mickey” Rudin aceleyle telefonda ön meseleleri halletti. Bir konser için Hollywood Bowl’da olan yayıncısı Arthur Jacobs ise aceleyle olay yerine geldi. 

Jacobs o zamandan beri Marilyn Monroe’nun ölüm gecesini anlatmayı reddetti. Yıllar sonra Monroe’nun yatak odasındaki halinin “hakkında konuşulamayacak kadar korkunç” olduğunu açıkladı. 

 Marilyn Monroe ölüm

Komidinin üzerine dökülen sayısız reçeteli hap kesinlikle intiharı çağrıştırıyordu ama Monroe’nun ölümüne gerçekten neyin sebep olduğuna dair soru asla tamamen cevaplanamadı. 

Marilyn Monroe Nasıl Öldü? 

Şafak vakti, bungalovun avlusu gazetecilerle dolup taşmıştı. Monroe’nun cesedi, otopsi yapılmak üzere Los Angeles County adli tıp ofisine nakledildi. Aynı gün yapılan toksikoloji sonuçları, Marilyn Monroe öldüğünde, muhtemelen uyku hapları ve ‘barbitürat nembutal’dan dolayı kanında yüksek düzeyde kloral hidrat bulunduğunu gösterdi. 

Bununla birlikte, adli tabip resmi ölüm belgesinde Monroe’nun ölümü “olası bir intihar” olarak değerlendirdi. Kloral hidrat seviyelerinin yüksek olduğu ve uyku haplarının yaklaşık bir dakika gibi çok kısa bir süre içinde alınmış olması gerektiği sonucuna varılmıştı. 

 Marilyn Monroe ölümü

Bu arada yetkililer, polis raporlarında Marilyn Monroe’nun ölümünün kaza sonucu olabileceğini belirtti. Ancak arkadaşları, hayat dolu yıldızın intihar ettiğine asla inanamadı. 

Arkadaşlarının Monroe’nun Ölümüne Tepkisi 

Marilyn Monroe’nun ölüm haberini duyan ünlü İtalyan aktris Sophia Loren, kendini uzun süre toparlayamadı.  

Yazar Truman Capote, İspanya’dan yazdığı mektupta aktrisle olan dostluğunu anlattı ve haplar ve içki alemleriyle yamalanan kasvetli umutsuzluktan çok daha pembe bir tablo çizdi. “Marilyn M.’nin öldüğüne inanamıyorum” diye yazdı, “O çok iyi kalpli bir kızdı, gerçekten çok saftı, meleklerin tarafındaydı. Zavallı küçük bebek.” 

 Marilyn Monroe neden öldü

Monroe’nun çok sayıda arkadaşı kısa süre sonra onun ölümünün resmi raporunun bir yalan olduğunu ve cinayetini halktan gizlemek için göze batan bir çaba olduğunu iddia etmeye başladı. 

Amerikalı yazar ve gazeteci James Bacon, onu sadece birkaç gün önce gördüğünü ve müthiş bir ruh halinde olduğunu söyledi: “En ufak bir depresyonda değildi, Meksika’ya gitmekten bahsediyordu.” 

Bir diğer arkadaşı ve aynı zamanda John F. Kennedy’nin kayınbiraderi Peter Lawford’ın karısı olan Pat Newcomb, Monroe’yla ölümünden önceki gece, ertesi gün sinemaya gitmek için neşeli planlar yaptıklarını söyledi. 

Tepkiler ve Şüpheler Davanın Tekrar Açılmasına Neden Oldu 


Otopsi raporu, ölümüne sayısız hapın neden olduğunu iddia etse de Marliyn Monroe’nun midesinde kapsüllere dair hiçbir iz bulunamadı. Davayla ilgili genç adli tabip Thomas Noguchi, daha sonra davanın yeniden açılmasını bile istedi.

Belki de en şüpheli olanı, Monroe’nun kahyasının gecenin bir yarısı polis bungalova geldiğinde ölü yıldızın çarşaflarını yıkarken görülmesiydi. 

Marilyn Monroe’nun ölüm belgesini imzalayan adli tabip yardımcısı ise uğursuz bir şekilde, bunu “baskı altında” yaptığını söyledi.  

 Marilyn Monroe

Yavaş ama emin adımlarla, insanlar resmi hikayeden bıkmıştı ve 1982’de yeni bir soruşturma başlatıldı. 

İncelenen kanıtlar “herhangi bir suç davranışı teorisini desteklemediği” sonucuna varılmasana sebep olsa da soruşturmada bazı “olgusal tutarsızlıklar ve cevaplanmamış sorular” keşfedildiği açıkça kabul edildi.  

Yeni soruşturma da nihayetinde güzel yıldızın ölümünü olası bir intihar olarak nitelendirdi. 

Bununla birlikte teorisyenler, Monroe’nun kişisel ilişkilerinin, bazıları oldukça önemli olan çok çeşitli potansiyel cinayet motifleri sunduğuna inanıyor. 

Marilyn Monroe Neden Öldü: Ölümüne Dair Üretilen Komplo Teorileri 

Marilyn Monroe’nun ölümünü çevreleyen birçok komplo teorisinden en önemlilerini sıralarsak:

  • Komplo Teorisi #1: Kennedy’ler yaptı 

Başkan John F Kennedy’nin 19 Mayıs 1962’de Madison Square Garden’daki 45. doğum gününde, ünlü “Mutlu Yıllar” performansından sadece iki buçuk ay sonra, gerçek adı Norma Jeane Mortenson olan Marilyn Monroe ölmüş olacaktı. 

Kennedy ve küçük kardeşi ABD Başsavcısı Robert F Kennedy, birçok Monroe cinayet komplosunda yoğun bir şekilde yer alıyor.  
 

 Marilyn Monroe john kennedy

2007’de Avustralyalı film yapımcısı Philippe Mora, daha ünlü kardeşi gibi Monroe ile bir ilişkisi olduğu söylenen Robert Kennedy’nin, onu intihara “teşvik etmek” için bir komploda suç ortağı olabileceğini öne süren, kısmen yeniden düzenlenmiş bir FBI belgesi keşfetti. Komploya, lider olarak Kennedy’nin o zamanki kayınbiraderi Peter Lawford, Monroe’nun psikiyatristi Dr Ralph Greenson, hizmetçi Eunice Murray ve ajan Pat Newcomb da dahildi. 

Uyuşturucu ve alkol bağımlılığıyla boğuşan depresif Monroe’nun intihar girişimleri düzenleyerek dikkat çekmeye çalıştığı biliniyordu ve belge, iddia edilen komplocular tarafından kendisine bunu yapmanın yolunun – barbitürat seconal – sağlandığını, ancak daha sonra ölüme terk edildiğini gösteriyor.  

Daha önce birçok teoride öne sürüldüğü gibi, FBI dosyası da iddia edilen planın Kennedy kardeşlerle olan ilişkilerini ifşa etmekle tehdit eden Monroe’yu susturmak için gerçekleştirildiğini ortaya koyuyor. Monroe’nun ayrıca, son derece gizli hükümet bilgilerini ayrıntılandıran konuşmaların kayıtlarını “küçük kırmızı bir defterde” tuttuğu da iddia ediliyordu. 

  • Komplo Teorisi #2: Mafya yaptı

Bir başka sansasyonel Bobby Kennedy teorisi, Monroe’nun ölümünün sahtekar sendika lideri Jimmy Hoffa veya Şikago Mafya patronu Sam Giancana’nın emriyle gerçekleştirildiği iddiasıyla şekilleniyor. 

Los Angeles’ta görülmesine ve evine gitmesine rağmen, Kennedy, Monroe’nun ölüm gecesi San Francisco’da olduğunu söyledi. Ancak Spindel, Kennedy ve Monroe’nun o gece Lawford’la birlikte kavga ettiğini ve ardından ölüm anı olduğu düşünülen yüksek sesli bir patlama duyduğunu iddia ediyor. Kayıtların ise 1966’da ele geçirildiği ve fakat imha edildiğini öne sürüyor. 

Marilyn At Rainbow’s End: Sex, Lies, Murder And The Great Cover-Up (Marilyn Gökkuşağının Sonunda: Seks, Yalanlar, Cinayet ve Büyük Örtbas) kitabının sahibi, biyografi yazarı Darwin Porter‘a göre Giancana, Monroe’nun ölmesini istedi.  

Giancana’nın, mafyanın şantaj yapmak istediği güçlü adamları baştan çıkarması karşılığında güzel yıldızın ilk Hollywood sözleşmesini imzalamasına aracı olduğu söyleniyor.  

Porter, “Eğer Marilyn konuşsaydı birçok insanın kaybedecek çok şeyi vardı,” dedi. “Çok tehlikeli açıklamalar yapıyordu ve büyük çocuklarla oynadığının farkında değildi. Marilyn’in aklını kaçırdığını düşünüyorum.” 

Porter, Giancana’nın emriyle cinayetten beş mafya tetikçisinin sorumlu olduğunu ve bunu kloroforma batırılmış bir bez kullanarak Monroe’yu soyduktan sonra ona barbitürat lavman vererek yaptıklarına inanıyor. 

Başka bir iddiada, Porter, Monroe’dan kurtulmak için mafya patronunu işe alanın Kennedy’lerden biri olabileceğini öne sürüyor. 

  • Komplo Teorisi #3: Uzaylılar hakkında çok şey biliyordu 

Daha çılgın teorilerden biri, Monroe’nun CIA tarafından gizlenen Roswell hakkındaki gerçeği bildiği ve her şeyi açıklamayı planladığı için öldürüldüğünü iddia eden komplo teorisyeni Dr Steven Greer’in  ‘Unacknowledged’ adlı belgeselinde tartışılıyor.  

Filmde Greer, Monroe’nun ölümünden sadece iki gün önce yazılmış, gizli bir CIA notu olduğunu söylüyor. 

Greer’in 1947’de New Mexico’daki Roswell UFO kazasına atıfta bulunulduğuna inandığını iddia ettiği notta, JFK’nin Monroe’ya gizli bir hava üssünde “uzaydan gelen şeylere” dair kanıtlara tanık olduğunu söylediği belirtiyor. 

Greer, Kennedy’nin bir yastık konuşması sırasında belgenin ‘gizli hava üssü’ dediği yerde dünya dışı bir aracın enkazına dair gördükleri hakkında söylediklerini dünyaya anlatmak için Monroe’nun bir basın toplantısı düzenlemekle onu tehdit ettiğini ve bunun için öldürüldüğünü söylüyor. 

  • Komplo Teorisi #4: Hala hayatta 

Ölü yıldızlar söz konusu olduğunda sahte ölüm teorileri oldukça yaygındır. Bahsi geçen yıldız ne kadar ikonik olurlarsa teoriler de o kadar kalıcı olur.  

Monroe’nun ölümünün sahte olduğunun ve psikiyatristi Dr Ralph Greenson’ın, onu Kanada’nın New Brunswick kentindeki bir akıl hastanesine yatırdığının iddia edildiği komple teorisi de benzer bir kurguda şekilleniyor. 

‘Marilyn Monroe: 1984’te Hayatta mı? ‘ kitabının yazarı John Alexander Baker, Monroe’nun serbest bırakılmadan önce, 20 yıl boyunca bu hastanede kaldığına inanıyor. Kitabın ana hatlarına göre Baker, 1984’te Nova Scotia’da, Monroe olduğunu iddia eden “evsiz, korkmuş, paranoyak şizofren” bir otostopçuyu arabasına aldığını anlatıyor. Arabasına binen bu kadının kendisine eski bir film yıldızı olduğu günleri anlattığını ve sesinin ve görünümünün değişseler de hala Monroe’nunkine benzediğini iddia ediyor. Baker, kadının zihinsel durumunun anlattığı hikayeye inanmayı zorlaştıracağını kabul ediyor, ancak “Yüzde 99 gerçekten iddia ettiği kişi olduğuna inanıyorum” diyor. 


Çalkantılı hayatı ve trajik ölümüyle ilgili tartışmalara rağmen, Marilyn Monroe başta Amerikalılar olmak üzere, tüm sinemaseverlerin kalbinde her zaman özel bir yere sahip olacak ve beyaz perdeyi kutsayan en büyük Hollywood ikonlarından biri olmayı sürdürecek… 

Bu içerik de ilginizi çekebilir: Nasıl Daha Seksi Görünülür? Seksi Olmanın Yolları: Fark Edilin & Kışkırtın!

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ