Zevosis

Benedict, Sherlock Çekmemek İçin Bu Kez Western Filmi Yapmış: The Power of Dog

The Power of Dog filmi psikolojik gerilimin ve dramın yüksek olduğu filmlerden birisi. IMDd’de 10 üzerinden 7 aldığına bakmayın.

Benedict, Sherlock Çekmemek İçin Bu Kez Western Filmi Yapmış: The Power of Dog

Eskiden pazar günleri yayınlanan western filmlerini duymuşsunuzdur. Kovboyların, Kızılderililerin birbiriyle kapıştığı veya bazen kendi aralarında geçen bir hikâyeyi anlattıkları bu eşsiz filmler… Clint Eastwood’un jilet gibi görünümü, şimşek gibi bakışları ve içinize nüfuz eden konuşması da o dönemin neden bu kadar çok tuttuğunu anlatıyor. Western filmlerinde alışılagelmiş bir iyi ve kötü karakter kapışması izleriz. Bu kapışmalar genellikle altıpatlarlarla, at üzerinde, bir hazineyi veya bir ödülü paylaşamadıkları zamanlarda olur. Sonunda iyi adam ne yapar eder kazanır ve seyircinin yaşadığı yüksek gerilimi bir anda sıfıra indirip, rahatlama duygusunu tattırır. Son olarak “The Magnicifent Seven”da böyle bir örnekle karşılaşmış olsak da 2021 yılında çıkan The Power of Dog da bir Western filmi sayılıyor. Her ne kadar dramla yoğurulmuş ve gerilimle kabartılmış olsa da dönemini oldukça iyi yansıtmış.

Aynı adlı kitaptan sinemaya uyarlanan bu filmin yönetmeni uzun metrajlı son filminin üzerinden 12 sene geçmiş olan Jane Campion’dur.  Filmi sadece yönetmekle kalmayıp aynı zamanda onu senaryolaştıran Jane, beyaz perdeye bu müthiş yapımla dönmüş ve izleyiciyi kendisine hayran bırakmayı başarmış.

The Power of Dog: Dibine Kadar Erkek?

The Power of Dog konusu

Ebeveynlerinden çiftlikleri devraldıkları günden beri uzun zaman geçen Phil ve George kardeşler, birbirine tam zıt karakterlidirler. Phil, çiftliğin her şeyiyle ilgilenen pisliğin ve kokunun içinde yaşayan birisiyken George, onun tam tersi şık giyinmeye çalışan ve dönemde yeni çıkan arabayla seyahat eden daha fazla kültürlü gözükmeye çalışan birisidir. Bir gün hayvanlarla birlikte uzun bir yolculuğa çıkan kardeşler, bir yerde mola verip yemek yerler. Bu mekan, eşini yakın zamanda kaybetmiş ergenlik çağında bir oğluyla dul kalan Rose’undur. Verdiği yemekte Phil’in çocuğa kötü davranmasının ardından ağlayan Rose’u, George sakinleştirir ve aralarında bir çekim olup evlenirler. Rose’un kendi paralarından faydalanmak isteyen bir düzenbaz olduğunu düşünen ve oğlunun ise yeterince erkek olmadığını söyleyen Phil, bu evliliğe karşı gelir ve Rose ile uğraşmaya başlar.

The Power of Dog Oyuncuları ve Karakter Analizleri

The Power of Dog oyuncuları
  • Benedict Cumberbatch – Phil Burbank:

Maskülen ve ataerkil tarafıyla ön çıkmış bir karakter. “Erkek adam dediğin şöyle yapar, biz Branco Henry’den böyle gördük” gibi ifadelerle George’u aşağılamaktan öte kalmaz. Bir ara George reisliğe soyununca ağzının payını verip oturtur. Çok kültürlü olduğu Peter’ın bulduğu kitaplardan ve Vali’nin eşi tarafından söylense de Phil, yıkanmayı bile pek umursamaz. Amerikalıların “Redneck” dediği tiptir. Rose’a karşı Peter’ı kendi yanına çekmek ister. Fakat sonradan onda bir şeyler görür.

  • Jesse Plemons – George Burbank:

Phil’e oranla biraz daha adab-ı muaşeret bilen, zamanında başarılı olamasa da koleje gitmiş. İlim, bilimden anlamasa da nazik ruhlu bir herif. Rose’un ağladığını duyunca onunla konuşmak için gider, sonrasında bu ilişki bir evliliğe dönüşür.

  • Kirsten Dunst- Rose Gordon/Burbank:

George ile severek evlenmeden önce bir restoranı ve yirmili yaşlara yakın bir oğlu vardı. İntihar eden kocasından sonra işler iyice zorlaşmıştı ki George ile evlenmeyi kabul etti. Çiftliğe geldiğinde Phil’in psikolojik zorbalığına uğrar. Kendisini içkiye verir.

  • Kodi Smit Mcphee- Peter Gordon:

Annesine restoranda yardım ederken, evlilik sonrası bir tıp okuluna kaydolur. Çiftliğe geldiğinde Phil şaşılacak derecede onunla iyi geçinmeye başlar. Onunla sohbet ettikten sonra kendisine Branco Henry’i hatırlattığını düşündüğü için Peter’ı daha fazla sevmeye başlar.  

The Power of Dog İnceleme

The Power of Dog inceleme

The Power of Dog filmi psikolojik gerilimin ve dramın yüksek olduğu filmlerden birisi. IMDd’de 10 üzerinden 7 aldığına bakmayın. Filmin bu türde 8 küsürlük bir puanı olması gerekiyordu. Her kitleye hitap etmediği için böyle bir puanda olduğunu varsayıyorum.

Filmde gerçek hayatta bahsedilen bana göre mit olan, yani duyduğumda güldüğüm bir teorinin gerçek olduğunu söyleyebilirim. Film bunu açık açık söylemese de böyle olduğuna dair sahneler gösterdi. Nedir bu teori: Homofobikler, gizli eşcinsellerdir.

*Spoiler*

Phil Burbank’ın Branco Henry’e olan hayranlığı başlarda onu rol model almasının sonucu olarak gözükse de ona gizli gizli âşık olduğunu ileriki sahnelerde görüyoruz. Phil, Branco Henry’nin mendilini çıplak vücudunun her yerine sürüyor ve onu hissetmeye çalışıyor. Branco Henry’e benzediği için Peter’a da böyle duygular beslemeye başlıyor ki sonra ölüyor.

*Spoiler*

Döneme uygun kıyafetleri ve davranışları özellikle çok beğendim. Phil’in boğaları hadım ettiği sahneyi çok gerçekçi yapmışlar izlerken tüylerim diken diken oldu. Bu kadar anlatıp filmin müziklerine değinmesem olmaz. Jonny Greenwood imzası taşıyan müzikler filmde farklı bir havaya sebep oluyor. Duyguları ve o an yaşanan olayları o kadar güzel anlatıyor ki sadece filmin müzikleri için bile izleyebilirsiniz.

Jane Campion Geri Döndü!

12 yıl aradan sonra uzun metrajlı filmlerine “The Power of Dog” ile geri dönen Campion, bu arada iki sezonluk Top of Lake sığdırmıştır. Altın Palmiye’yi almış ilk kadın yönetmen olan Campion, 78. Venedik Ulusararası Film Festivali’nin Gümüş Aslan’ın da galibidir.  Döndükten sonra tekrardan adından söz ettirecek bir film çekmeyi de başarmıştır. Ustaların ustası hakkında saygı duruşunda bulunuyoruz.

İzlenir mi?

Defalarca belirttiğim gibi Western filmi olmasına rağmen bir “spaghetti filmi” değil. Kovboyların at üstünde Kızılderilileri kovaladığı, parayı havaya atıp vurduğu, ellerini silaha götürürken delici bakış attığı filmlerden istiyorsanız yanlış yerdesiniz. Bu filmde psikolojik savaştan başka savaş yok.

Ama yok “Ben drama istiyorum, oyunculuk görmek istiyorum, western olursa da güzel olur” diyeceğiniz bir film arıyorsanız, işte tam da bu filmi arıyorsunuz. Psikolojik zorbalığın fink attığı, Benedict’ten nefret edecek kadar Phil’e sövebiliyorsunuz. Jane Campion’un uğraşıp muhteşem bir film çıkarması bu nefretlerin sebebi olsa da oyunculuklar da azımsanacak gibi değil. Herkese tavsiye etmek istediğim bir film olsa da, yukarıda anlattığım sebeplerden ötürü herkese tavsiye edemiyorum. Netflix’te bulabileceğiniz bu film türün sevenlerine şiddetle tavsiye edilir.

Bu içerik de ilginizi çekebilir: Sonuna Kadar İzleyebilmek Neredeyse İmkansız! Dogtooth Filmi Bize Neyi Anlatıyor?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ