Zevosis

Hayatınızdaki Her Şey Buna Bağlı! Dişil Enerji Nedir, Nasıl Yükseltilir?

Dişil enerjiye ve ardından da eril enerjiye detaylı olarak değinmeden önce şu konuda bir netleşelim: Eril enerji erkek enerjisi, dişil enerji kadın enerjisi demek değildir. Dişil ve eril enerji, hem kadın hem de erkek bedeninde yer alan iki enerji türüdür. Ama bu noktada önemli olan şey, dozaj ve dengedir.

  • 29 Eylül 2021
  • 72 kez görüntülendi.
Hayatınızdaki Her Şey Buna Bağlı! Dişil Enerji Nedir, Nasıl Yükseltilir?

Hem kusursuzluğun hem de mutluğun basit ama her daim ıskalanan formülü “denge”dir. Bu durum bireysel benliğimiz için de geçerlidir. Doğru kararlar alabilmemiz, kariyer tercihlerimiz, partner seçimimiz ve daha pek çok kritik eşikteki hamlelerimiz aslında eril ve dişil enerjimizin bulunduğu mekanizma ile doğrudan ilişkili. Gariptir ki bu kadar büyük bir önem teşkil etmesine rağmen çoğu kişi bu enerjinin gücünden ve katmanlarından habersiz… Bu yazımızla bu işe son veriyor ve önce dişil enerjinizi, dolaylı olarak da kendinizi yeniden keşfetmenizde size rehberlik edecek değişimin fitilini ateşliyoruz!  

 

Dişil Enerji Nedir? 

Dişil enerjiye ve ardından da eril enerjiye detaylı olarak değinmeden önce şu konuda bir netleşelim: Eril enerji erkek enerjisi, dişil enerji kadın enerjisi demek değildir. Dişil ve eril enerji, hem kadın hem de erkek bedeninde yer alan iki enerji türüdür. Ama bu noktada önemli olan şey, dozaj ve dengedir. 

Her iki enerjinin de güçlü ve zayıf olarak nitelendirilebilecek özellikleri vardır. Öncelikle dişil enerjiyi mercek altına alalım: 

  • Dişil enerji beynin sağ lobuyla ilişkilidir.  
  • Kabulcü taraftır. Kabul eder, izin verir. 
  • Duyların ve sezgiselliğin ön planda olduğu enerjidir.  
  • Affediciliği yüksektir. 
  • Evreni bütünsellik içerisinde algılayabilir ve yorumlar. Buna bağlı olarak hayatı doğal ve olağan akışıyla kabul eder. Taktiklere, plan ve hesaplara meyilli değildir. 
  • Sezgilere tutunarak hareketi ateşlemekten kaçınmaz. Bu yüzden özgürlüğe tutkuyla bağlıdır. 
  • Kararlarda duygusallığın ve şefkatin izleri görülür.  
  • Dişil enerjinin duygusal değişimi pozitif yönde değişime daha meyillidir. Çoşkusaldır ve her an kutlamalara hazırdır. 
  • Dişil enerji Ay’ın enerjisinden beslenir.  
  • Edilgen yapıda olan dişil enerji, uyum sağlama kabiliyeti daha yüksektir. İkna edilmesi eril enerjiye oranla daha yüksektir.  
  • Harekete geçme konusunda atılgan ve girişimci değildir. İlk adımı bekleyen ve diğer çoğu konuda da ekstra motivasyona gereksinim duyan taraftır.  
  • Hamlelerinde plan yapan taraf olmasa da adımlarını atmadan önce fevri davranışlara sebep olmaktan kaçınır. Gözlemlemede ustadır. 
  • Yaratıcılık ve estetik kabiliyeti dişil enerjinin kontrolündedir. 
  • Duygu ve tutkuların özgürlüğünü sağlar. 
  • Dinginlik ve bilgeliktir. 
  • Sevecenlik ve hoşgörü yine dişil enerji ile ilintilidir. 

 

Eril Enerji Nedir? 

  • Eril enerji beynin sol lobuyla ilişkilidir. 
  • Savaşçı ve rekabete yatkın olan tarafımız eril enerjidir. 
  • Akıl ve mantık dişil enerjiye nazaran çok daha ön plandadır. 
  • Yargılayıcı ve cezalandırıcılığa daha meyillidir.  
  • Eril enerji kavrama noktasında bütünsel değil, tek tek kavrayış sunar. 
  • Hesap, kitap, plan ve taktik işleri eril enerjidedir.  
  • Kuralları koymaktan ve kuralcılıktan beslenir. 
  • Hamleleri yapmadan önce ileriye yönelik plan yapar ve tartıp, tasarlayarak adım atar. 
  • Eril enerji toplumsal değerlere ve kavramlara göre tutum sergilemeye eğilimlidir.  
  • Depresifliğe daha yakın olan eril enerji, negatif hislere daha hızlı kapılır. 
  • Güneş’in ışığı ve gündüzün enerjisinden beslenir. 
  • Hırsın kaynağını oluşturur. 
  • Atak ve girişkendir. 
  • Sorumluluk almaya cesaret eder. 
  • İlk adımı bekleyen değil, atan taraftır. 
  • Eril enerjinin yüksekliği fazla düşünme, planların içerisinde kaybolmaya yol açabilir.  
  • Sevgi, şefkat ve merhamet duyguları gücü zayıflatıcı olarak görülür ve eril enerji tarafından absorbe edilir. 
  • Harekete geçmek için atiktir ve geri durmaz. 

Eril ve Dişil Enerjilerin Ortak Noktası 

Daha önce de altını çizdiğimiz gibi eril enerjinin erkek, dişil enerjinin bire bir olarak kadını sembolize ettiği yanılgısına kapılmayın. Her iki enerji de, her iki cinsiyette de bulunur. Hayatı ve ilişkilerimizi daha dengeli ve sağlıklı bir şekilde yönetebilmemiz için bu iki enerjiyi doğru noktalarda aktive etmeyi başarabilmeliyiz. Dişil enerjinin yüksekliği bir kadın için harikadır evet ama çoğu nokta da eril enerjimize de ihtiyaç duyarız. Örneğin eril enerjisi düşük bir kadının iş hayatında yükselebilse ve hatta varlığını devam ettirebilmesi oldukça zordur. Çünkü eril enerji bizim rekabetçi, mücadeleci ve plancı olan tarafımızdır. Duygusallıkla içli dışlı olan dişil enerjimiz, bizi yarışın dışında bırakabilir.  

Tersi bir örnekle de dişil enerjiden tamamıyla yoksun bir erkek de yaratıcılıktan, estetik zevkten, sezgi, sevgi ve merhamet duygularından yoksun olacaktır. Bu yüzden bu enerjilerden bahsederken cinsiyetçi tanımları bir kenara bırakmalı ve eksikliğini gördüğümüz noktalarda eril ya da dişil enerjilerimizi yükseltmenin yollarını aramalıyız. Her iki enerji de hem benliğimizle hem de toplumsal ilişkilerimizde bütünleyici niteliktedir.  

 

Bazı Toplumlarda Dişil Enerji Neden Baskılamaya Çalışılıyor? 

Dişil enerji baskı altında tutulmak istemez. Özgürlükçüdür ve tutkuların peşinden gitmeye meyillidir. Duygularıyla hareketi fitilini ateşler ve şefkat eğilimindedir.  

Tarihin pek çok eski uygarlığı dahil mercek altına alındığında, her daim dişil enerjinin bastırılmaya çalışıldığına rastlarız. Bu durum kadınlar için geçerli olduğu kadar erkekler için de geçerlidir. Modern olduğumuzu düşündüğümüz günümüzde dahi erkeklerin duygularını şeffaf bir şekilde ifade etmesi güçsüzlük ve zayıflık olarak addediliyor. Kadınlarda ise durum çok daha karmaşık ve aynı zamanda da trajik… 

Aile ve toplum tarafından kendisine yüklenen roller içerisinde kendi benliğini bulmak ve enerji yoğunluğunu kontrol altına alabilmek o kadar zor ki… Bu nedenle farkında olarak ya da olmayarak içgüdülerimizi bastırmak zorunda kalabiliyoruz. Bizden beklenileni karşılamaya çalışırken ya da karşılamak isteyip istemediğimizden emin olamazken, önlenemez bir şekilde mutsuzluğa hapsoluyoruz.  

Başlıca tabumuz olan cinselliği ele alalım. Kadın figürünün bu konuda nasıl olması gerektiğine herkesin ama herkesin bir fikri var. Aynı zamanda da beklentisi var. Kadın cinsellik hakkında cüretkârca konuşmamalı ve geri durmalı. Hatta gariptir ki bazı ilişkilerde belirli bir seviyeye kadar kadının cinsellikle ilgili herhangi bir deneyimi olmaması, farklı eğilimleri ve arzularının olmaması bekleniyor. İlginç olan ise bu beklentiye sahip olan kişilerin ilgilerinin zamanla tam tersi karakterdeki kadın figürlerine kayabilmesi. Cinsellik sadece erkek bedeni için bir içgüdü ya da ihtiyaç değil, “insan” bedeni bir ihtiyaç. Fakat söz konusu kadın olduğunda tartışma ve beklentilerin sonu gelmiyor. İşte tam bu noktada kadın benliğinde karmaşalar baş gösteriyor. Ne kendini, ne isteklerini ne de enerji dengesi tanıyabiliyor. Tanıyamadığı için müdahale de edemiyor. Sonucunda ise önlenemez bir şekilde hem içsel dünyasında hem de ilişkilerinde mutsuz oluyor.  

Dişil enerjinin baskı altına alınması kendisini bu doğrultuda gösterir. Kişinin özgürlüğü baskı altına alınmaya çalışılır, tutkularının peşinden gitmesinin tehlikeli olduğu öğütlenir. Duygusal ve affedici olduğu için zayıf olarak damgalanır, savaşçı ve rekabetçi olmadığı için eleştirilirken aynı zamanda da mücadeleci ve hırslı olduğu zamanlarda da baskılanmaya, dibe çekilmeye çalışılır. Özüyle dişil enerji her daim eğilip bükülmeye çalışılır ve hiçbir zaman eril enerji ile dengelenmesine müsaade edilmez. Sayısı bir hayli fazla olan mutsuz kadınların muzdarip olduğu pek çok sorunun nedeni budur. 

Ergenlik dönemiyle birlikte kimlik arayışına gireriz. Kendimizi keşfeder, idollerimizi belirler ve çoğu konuda hedeflerimizi belirlemeye başlarız. Ama bu noktada çevremiz, ailemiz, duygusal ilişkilerimiz ve toplumun normları üzerimize onlarca beklenti fırlatır. Tüm bu karmaşa içinde dişil enerjimiz kelimenin tam anlamıyla telef olur.  

Dişil Enerji Nasıl Yükseltilir? 

  • İç dünyanızda olan bitenleri açığa çıkarmak ve keşfetmek için öncelikli kural, kendimize normalde olduğundan daha fazla zaman ayırmak. Bu durum hem ruhsal dünyanıza olan yolculuk için geçerli hem de kişisel bakımınız için geçerli. 
  • Bakım saatlerinizi daha özel kılmaya çalışın. Teniniz için seçtiğiniz kokuları özelleştirin. Sıradan kokulardan uzak durun ve teninizle bütünleştiğinden emin olun.  
  • Mumlar ve tütsülerle aranızı sıkı tutun. Ateşin enerjisi negatif enerjiyi yutar. Mum ışıkları sadece romantik değil aynı zamanda da bir çeşit enerji düfüzörüdür. Ortamdaki kötü enerjiyi ve gerginliği kelimenin tam anlamıyla emer. Bu noktada mumların loş enerjisinden ve eşsiz kokularından yararların.  
  • Doğal taşları hayatınıza dahil edin. Bu taşı burcunuza uyumlu olarak seçin. Uyuduğunuz odada bu taşın bulunmasına özen gösterin.  
  • Uyku demişken, kokulara karşı herhangi bir alerjik reaksiyonunuz yoksa geceleri uyumadan önce yastığınıza birkaç fıs doğal lavanta kokusu sıkın.  
  • Kendinizde değişiklikler yapmaktan çekinmeyin. Saç renginizde ve kesiminizde yeniliklere açık olun. Fiziksel yenilenme ruhsal yenilenmeyi, ruhsal yenilenme de fiziksel yenilemeyi doğurur.  
  • Makyaj malzemeleriniz ve uygulamalarınızda güncellemeye gidin. Gösterişli makyajları hepimiz çok seviyor ve çıkan sonuçlara hepimiz hayran oluyoruz ama sizce de bu durum bazen abartıya kaçmıyor mu? Kendinizi her daim makyajla iyi hissediyorsanız mesele yok ama belki de ara sıra biraz renklerden arınmak gerek… Sürekli makyajlı dolaşmak bazen hem siz hem de çevreniz için bir illüzyon oluşturabilir. Durum öyle bir hal alır ki kendi yüzünü makyajsızken yadırgayabilirsiniz. Böylelikle kısır bir döngüye hapsolur ve makyajsız duramaz hale gelirsiniz. Kendi bedeninizle barışmanız noktasında bu durum büyük bir engeldir. Makyajsızken de güzelsiniz ve her zaman makyaj yapma mecburiyetinde değilsiniz. 
  • Makyajdan bahsetmişken bu konuda ufak bir tavsiye daha! Makyaj ürünlerine verdiğiniz şansın fazlasını cilt bakım ürünlerine verin. Örneğin dudaklarınız inceyse ve dolgun bir görünümü hedefliyorsanız, makyaj hilelerinden ziyade dudak dolgunlaştırıcı ürünlere yönelin. Ya da göz altı morluklarınız varsa kapatıcılarla kat geçmek yerine bu bölgeyi krem, maske ve yaşam tarzınızda gideceğiniz ufak değişikliklerle onarmaya çalışın.  
  • Değişim her konuda gerekli ama gardıropta kesinlikle gerekli! Hem dışarda hem de evde tek tip giyinmekten kaçının. Bu ikili arasında bütünüyle bir zıtlık olmasına da müsaade etmeyin. Yani dışarıda olabildiğince frapan evde ise tamamen spor, ya da tam tersi; bu durum kesinlikle sakıncalı. Gardırobunuzda ve stilinizde çeşitlilik hüküm sürmeli. Bir gün spor giyinin, bir klasik, bir gün cüretkâr… Ev giyiminizi de kesinlikle göz ardı etmeyin. Kimsenin sizi görmeyeceğini düşünüyorsanız inanın yanılıyorsunuz. Zira benliğinizin gözleri hep üzerinizde. Pijamaların sadece yatak için uygun olduğunu unutmayın. Yıpranmış t-shirt’lerin yerinin de çöp kutusu… TV karşısında pineklerken saten gecelikler de giymeni gerekmez. Bazı kıyafetler de özel anlara ait olmalı. Bu yüzden dört duvar arasındayken rahat olmaya önem verdiğiniz kadar şıklığı da yakalamaya çalışın.  
  • Enerji dezenformasyonunu ortadan kaldırmak için yaşam alanınızın düzenli olduğundan emin olun. Nerede, ne şekilde olursa olsun kaos her zaman yeni kaosları doğurur. Karmaşık bir alanda yaşamak size asla iyi gelmez. Aynı zamanda temiz hava sirkülasyonunun yeterli ölçüde sağlanabilmesi de çok önemli. Hava buz kesiyor olsa da evinizi, odanızı havalandırmayı ihmal etmeyin.  
  • Kadınlar her zaman kadının kuyusunu kazmaz. Bazen de ilham olur. İnsan olgusu, her karakterden ve her olaydan bir ısırık alır kendinden. Yaşınız, işiniz, yaşam tarzlarınız bambaşka olabilir ama emin olun size katabileceği şeyler de olabilir. Bu yüzden farklı yaş guruplarından ve mümkünse farklı ortamlardan arkadaş edinin. Girebileceğiniz kadar farklı ortama girin ve diyalog kurmaktan geri durmayın. Alışveriş sırasında kararsız kalmış birine kesinlikle almasını, ona çok yakışacağını söyleyin; bir gün seminere katılın, bir gün altın gününe! Maksat çeşitlilik… 
  • Tabiat ananın enerjisini küçümsemeyin ve ondan yararlanın. Koşuşturmada eksikliğini hissedemiyor olsanız da, temiz havaya fütursuzca solumaya, toprağı hissetmeye ve denizin eşsiz kokusuna her zaman yoksunluk duyarız. Enerji değişimi ve arınma için toprakla ve mavilikle haşır neşir olun. Tek seans bile harika gelecek emin olun! 
  • Müzik dinlemek ve biraz kıvırmak için mutlaka zaman ayırın. Müziğin beynimizdeki ve ruhumuzdaki etkileri için mutlaka ayrıca bir yazı hazırlamalıyız. Ve tabi dans etmek… Modunuzu değiştirmek ve anı eğlenceli kılmak için daha pratik bir yol yok. Üstelik emin olun beynimiz aslında kandırılmaya çok açık. Yani partiliyormuş gibi davranın ve beyninizi eğlendiğinize ikna edin.  
  • Gül çayı ile tanışın! İyi bir çay müptelası olabilirsiniz. Ama siyah ve yeşil çayın ötesine geçmeli, gül çayının benzersiz enerjisini hayatınıza mutlaka dahil etmelisiniz. Neden mi? Bir kere tahmin edemeyeceğiniz ve ummadığınız kadar lezzetli. İkincisi ise gül çayının olağanüstü koku frekansı… Kokuların duyularımıza dokunuşu ve enerjimize olan etkisi üzerine ciltler yazılmalı. Gül çayı bu konuda adeta bir star. Kokusu tam olarak 320 MHz frekansa sahip ve benliğinize erişmek için kusursuz bir rehber niteliğinde.  
  • Her şeyin başı meditasyon! Ama gelin bu konuyu alt tarafta yeni bir başlıkta inceleyelim… 

Dişil Enerji Meditasyonu 

Bu meditasyon aslında bir çeşit olumlama ritüeli. Ve harika hissettirdiği kuşkusuz bir gerçek! Bu meditasyon uygulamaları ile birlikte öncelikli olarak kendinizle mükemmel bir şekilde başbaşa kalır ve içselliğinizin fısıltısına kapılırsınız. İkinci olarak, dişil enerjinizin mevcudiyetiyle yüzleşir ve diğer yandan da eksikliğine neden olan etkenleri algılayabilme fırsatı bulursunuz. Diğer yandan korkularınızı ve bastırılmış olanları açığa çıkarabilmeniz için dişil enerji meditasyonu, verimli bir zemin sunar. Unutmayın ki hiçbir şey nedensiz yere azalmaz ya da yükselmez. Dişil enerjinizin düşüklüğünü yoğun bir şekilde hissediyor ve kendinizi bir şeyleri değiştirmeye yönelik yoksunlukta görüyorsanız, emin olun ki kendinizden uzaklaşmışsınız demektir. Bu olumlama ritüelleri sayesinde kendinizle tüm çıplağınızla yüzleşir, kabullenir, saygı duyar ve onurlandırırsınız. Peki bu meditasyon nasıl yapılır? 

  1. Rahat ettiğiniz ve kendinizi iyi hissettiğiniz bir kıyafet giyin.  
  1. Bedeninizin rahat edebileceği bir pozisyon belirleyerek oturun. (Açık havada yapabilme imkanınız varsa bunu mutlaka değerlendirin.) 
  1. Göbek deliğinizin birkaç milim altına sağ elinizi yerleştirin. 
  1. Odaklanma problemi yaşıyorsanız gözlerinizi kapatmayı deneyin. 
  1. Bu noktada akşam saatlerini tercih ettiyseniz, ışıkları kapatıp mum ışığının enerjisini tercih edebilirsiniz.  
  1. Elinizi koyduğunuz bölge kötü düşüncelerinizin, negatif enerjinin, kaygılarınızın, korkularınızın, kendinizle olan amansız savaşınızın bedeninizden çıkış noktası. Elinizde bulunan ve bedeninizle kesişen iyileştirici gücünüzün sizi sarmasına müsaade edin.  
  1. Düşünmekten korktuklarınızı düşünün önce. Kaygılandıklarınızı, hayal kırıklığına uğradığınız anları; kendinizle ilgili mutlu olmadığınız noktaları… 
  1. Bu olumsuz an ve duyguları zihninize getirin ve sanki zihninizde kaydırıp kapatıyormuş gibi elinizi koyduğunuz bölgeden uzaklaştırılarak atılmasını sağlayın.  
  1. Acele etmeyin. Birkaç dakikaya sığdırmayın. Zamanın musluklarını benliğiniz için sonuna dek açın. 
  1. Şimdi giden olumsuzlukların yerini güzellikle doldurma zamanı! 
  1. Öncelikli olarak başkalarını düşünün. Sevdiklerinizi ya da belki de sevmediklerinizi… 
  1. Onların kusurlarını keşfedin. Çok derinde aramaya gerek yok! Her kim olursa olsun kimse kusursuzluk abidesi değil, değil mi?  
  1. Bu durumda kendinizden de kusursuzluğu beklemeniz haksızlık değil mi? Ve aslında her türlü kusursuzluk bir anda, tek bir hamlede yara almaya mahkum değil mi?  
  1. Ve başrole, yani kendinize dönün… 
  1. Mutlu olmayı, sevilmeyi, başarıyı, aşkı, tutkuyu, eğlenmeyi, seyahat etmeyi, keşfetmeyi ve daha çok parayı hakkettiğinizi düşünün. Tüm bunlar ve daha fazlası da sizin hakkınız ve özünde size ait… 
  1. Dünyada soluk alıp veren şanslı bedenlerden biri olduğunuzu düşünün. Yaşamı tattığınız için ne kadar şanslı olduğunuzu düşünün.  
  1. Kendinizi yontmayın ya da törpülemeyin; kabullenin, sevin ve iyileştirin.  
  1. Tüm bu onurlandırmayı benliğinize hapsedin.  
  1. Haftada birkaç kere ve kendinizi her kötü hissettiğinizde dişil enerji meditasyonuna başvurun. Ve unutmayın, kendinizi tüm benliğinizle tanıyan siz; eğer kendinizi her şeyinizle kabul edemiyor, sevmiyor, saygı duymuyor ve farkında olarak ya da olmayarak bir görünmezliğe hapsediyorsanız; kalabalıkların önünüzde eğilmesini bekleyemezsiniz. Hiçbir şey bir anda olmaz ve tek hamlede bütüne yayılmaz. Önce siz kendinizle tanışın ve kaynaşın, sonra diğerleri… 

Bu içerik de ilginizi çekebilir: Endoskopi Nasıl Yapılır? Ne Kadar Sürer? Endoskopi Sırasında Hasta Uyutulur mu?

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ