Zevosis

Agresif ve Otoriter Kısa Adam Sendromu: Napolyon Kompleksi Nedir?

Napolyon kompleksi, Sigmund Freud’un öğrencisi olan Alfred Adler tarafından ortaya atılmış bir kavram. Alfred Adler, aynı zamanda bireysel psikolojinin kurucusu, alanında oldukça başarılı bir insan.

  • 26 Kasım 2021
  • 841 kez görüntülendi.
Agresif ve Otoriter Kısa Adam Sendromu: Napolyon Kompleksi Nedir?

Napolyon kompleksi,  Sigmund Freud’un öğrencisi olan Alfred Adler tarafından ortaya atılmış bir kavram. Alfred Adler, aynı zamanda bireysel psikolojinin kurucusu, alanında oldukça başarılı bir insan.  Bu kavramın ortaya çıkışını Adler şöyle anlatıyor: “Kısa boylu insanlar kendilerini fiziksel olarak uzatamadıkları için bu durum sergiledikleri davranışlara yansıyor.” Peki davranışlara nasıl yansıyor? Alfred Adler’in gözlem ve araştırmalarına göre; kısa boylu insanlar daha dominant, kendine çok güvenen, agresif,  kibirli, zıt davranışlar sergilemeye meyilli. Bu durum potansiyel dehaya sahip, ortalamadan kısa olan kişilerin “çözüm” olarak, adeta askeri fetih kisvesine bürünmeleri olarak özetlenebilir.

 

Neden “Napolyon” Kompleksi?

Terimin adını taşıyan kaynağı, kısa olan boyunu telafi etme arzusuna atfedilen Napoléon Bonaparte. Bununla birlikte, bu atıf bir gerçeklik taşımıyor. Kendisi zaten çağının erkeklerinden daha uzun bile denilebilir. Napolyon, çıktığı kuşatmalarda bile yanındaki askerleri kendinden uzun seçen biri olarak bu konuda savunmacı olmadığını gösteriyor. Bu kavram ile uzun boylu olmayan erkekleri; ilişkilerinde kavgacı, inatçı, kibirli olarak açıklasak da bu kavrama niye Napolyon adı verildiği hala bilinmiyor.  Gelelim bu durumun bir edebi örneğine; bir çoğumuz “Fareler ve İnsanlar’ı okumuştur.  John Steinbeck’in yazdığı bu kitapta bu eğilimin bir tasviri Curley karakteri ile verilmiş.  Curley, kendini her zaman daha büyük adamlarla kavga ederek değerini kanıtlamak zorunda hisseden bir karakter ve kendisi ortalama boydan daha kısa olarak tasvir ediliyor. Bu durumun bir telafi amacı taşıdığını, büyük davranışların bir kapatma amacı ile sergilendiğini söyleyebiliriz.

 

Kanıtlanmış Bir Araştırma Mı?

Değil. Napolyon kompleksi, profesyonel psikoloji, psikanaliz ve psikiyatri dergilerinde neredeyse hiçbir zaman açık bir bilimsel araştırma konusu olmamış. Temelinde; politikacıların, girişimcilerin ve ortalamadan daha kısa olan diğer ünlülerin davranışlarına daha açık bir açıklama sağlamak isteyen gazeteciler arasında popüler olan, sözde bilimsel bir terimi temsil ediyor. Aynı zamanda da halk psikolojisinin temel dayanağı haline gelmiş ve zaman zaman bir arkadaşın veya bir tanıdığın tuhaf davranışlarını açıklamak için kullanılıyor bu kavram. Yani, Alfred Adler ana gözlem ve araştırmalarından sonra toplumun gündelik hayattaki gözlemleri ile varlığını sürdürüyor. Genel olarak bir gözleme dayalı olan bu kavram, bize bir genelleme veriyor. Uzun boylu ve agresif, kibirli olan yüzlerce insana şahit olmuşuzdur. Kısa boylu ve huzurlu, dingin onlarca kişiyle tanışmışızdır. Bahsettiğim gibi, bu kavramın özünde bir genelleme ve gözlem yatıyor.

Davranışa Yansımasının Nedeni?

Kısa boylu erkek zaten erken çocukluk dönemi genelde biraz özgüveni düşük olarak geçiriyor. Çocukluktan beri çevresini gözlemliyor ve erkeklerin ”yiğit , uzun boylu” insanlar olduğu algısını geliştiriyor kendi içinde. Kendini, bu çemberin dışında görüyor. Toplumun onu kabul etmeyeceği fikrini oluşturuyor. Buna inanıyor. Benimseyemiyor kendini. Bir de üstüne toplum algısı ekleniyor. Okulunda eleştiriliyor, iş yerinde eleştiriliyor ve belki ilişkilerinde bile bir eleştiriye maruz kalıyor. Maalesef, toplumumuzun algıları bazen çok acımasız olabiliyor. Kendi yapmadığı ve değiştirme imkanı olmayan bir şeyden devamlı darbe yiyor. Bu duruma maruz kalan biri ne yapabilir? Daha yüksek sesle konuşur, daha agresif davranışlar sergileyebilir, savunmacı olur, kendini koruma altına almaya çalışır. Daha kibirli olur ki kırıldığını göstermesin. Daha agresif olur zaten kırgın ve kızgın. Yani, kısa boylu insanları agresif, kibirli, huzursuz olarak etiketlemek kolay olabilir. Zor olan, bizim algımızı değiştirmemiz; anlamayı içselleştirebilmemiz. Biz bunu başardığımızda, hiç kimse “ben buradayım” davranışları sergilemeyecek. İnanın.

Bu içerik de ilginizi çekebilir: Gece Yatmadan Yemek Yemenin Zararları

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ